Malum, ailecek en büyük hobilerimizden birisi bisiklet. Son üç yıldır da bunu gerçekleştirebileceğimiz en güzel etkinliklerden birisi olan Çanakkale Şehitleri Anma Bisiklet Turu’una katılıyoruz.
http://www.sehitleresaygi.com/
2013’deki turun anıları aşağıdaki linkte.
sonra 2014’de tekrar katıldık bu güzel tura. Bu ana kadar bununla ilgili birşey
yazmamıştım, aradan koskoca bir sene geçti, 2015 turu da geriden kaldı. O zaman madem iki senelik anı birikti, önce
2014 turu, sonra da 2015 turu.
2014 Turu
Poyraz iki tekerlekli bisiklet işini 2013 yazında
çözmüştü. Kuzenimin oğlunun bisikletini
aldı, “baba, sence binebilir miyim?” dedi, ben de “tabii ki binebilirsin”
deyince bir cesaret denedi ve becerdi.
Sonra da aldı yürüdü, bayağı tecrübe kazandı. Ama Neşe, tam işi kotaracakken talihsiz bir
şekilde bir mazgala ön tekeri girince düştü, canı çok yandı ve bisikletten
soğudu. İki tekerleği başarması ancak
turdan bir hafta önce oldu. Dolayısı ile
bu kadar kalabalık ve riskli bir parkura bisiklete binmesi hayal oldu. Bu durumda bizim senaryo Neşe benim
bisikletin arkasındaki çekçekte, Poyraz bisiklette, Pelin arabada şeklinde
gerçekleşti.
İlk gün parkur Eceabat, Conkbayırı, Eceabat. Takriben 32 km, çok dik rampalar var. Neşe arkada, Poyraz bisiklette, keyifli bir
şekilde başladık. Öncesinde Eceabat’daki
kısa turda Pelin de bisikleti ile bize katıldı, sonra araba ile lojistik.
İlk 1-2 km’de Poyraz yorulduğunu söyledi, istersen bırakalım
deyince devam etme kararı verdi. İyi ki
de vermiş. Lafı uzatmayayım, 1700 civarında
bisikletçinin hayran bakışları arasında Poyraz o rapmaları teker teker çıktı,
bizden bir rampa fazla çıktı. Yanımızdan
geçen jandarma ve yardım için tahsis edilen araçlardakilerin “yorulduysan gel”
çağrılarına sert bir şekilde “hayır, yorulmadım” cevabı verdi. Ben artık bu adamın eti ne budu ne diye için
elvermedi, “oğlum bırak istersen, çok zorladın” dedikçe “hayır, turu
tamamlayacağım” şekilnde çok kararlı bir ses tonu ile reddetti. Ben de karşı çıkamadım. Poyraz’ın gazına Türkan Abla ile ben de o
rampaları tımandık, tabii ben bir de arkamda Neşe ile J. Bilenler bilir, ciddi yokuş. Eceabat’dan deniz sevyesinden 16 km
içerisinde Conkbayırı’nda 250m rakıma ulaşılıyor, rampaların başladığı Tanıtım
Müzesinden de 6,5 km’de 50 m’den 250 m’ye rakıma çıkılıyor, yani ortalama %3
eğim, ama arada düzlükler ve ciddi rampalar var.
Conkbayırı’nı çıkarken
Nihayetinde Poyraz Conk Bayırı’na çıktı, çok gururlu, biz de
çok gururlandık. Özellikle gelip
geçenlerin Poyraz’a ve bana tezahuratları ciddi koltuklarımızı kabarttı. O minik adamın bu denli bir kararlılık ve
fiziksel kalite göstermesi inanılmazdı.
Ertesi gün parkur çok daha sert ve uzundu. Yaklaşık 80 km. Biz bir gün öncesinden zaten haşat
durumdaydık, ertesi gün 07:00’de kalkıp 09:00 feribotunda Çanakkale’de olmak
gerekiyordu. Hiç zorlamadık, planımız
ekibi Alçıtepe’de yakalamak. 09:00 gibi
uyandık, Poyraz ekibim gittiğini öğrenince çok bozuldu, “turu tamamlamak
istiyordum” diye söylendi. Bir şekilde
aslında turu yaptığını, daha fazlasının beklemenin gereksiz olduğunu
söyledik. İkna oldu gibi, ama hala çok
bozuk. Ama çok da yorgun.
Çanakkale’ye gittik, güzel bir kahvaltı yaptık, Poyraz o
kadar yemenin verdiği ağırlıkla bir güzel uyudu. Biz de ters yönden arabayla Alçıtepe’de turu
yakaladık. Poyraz’ın bisiklete binecek
hali yok, kendisi de farkında, çekçekle gelmek istedi. Bu durumda Neşe anneyle birlikte arabaya.
Alçıtepe’de tura dahil olduk, rota Şehitler Abidesi. Nispeten düz, inişler de var ama arada ciddi
rampalar hele Abide’ye çıkarken. Bir
şekilde hallettik, Abide'ye çıktık. Artık dinlenmek hakkımız.
Abide’de nefis bir tören. Organizasyon ekibi de Poyraz’ı ismiyle anons etti, madalyasını ve sertifikasını Vali’nin elinden aldı, fotoğraf çektirdi. Pek bir gururlu.
Vali Bey ve Poyraz
Bu gazla Abide’den dönüşte bisiklete binmek istedi, Poyraz
bisiklete, Neşe çekçek’e. Bitmez bu
babanın çilesi J
Neyse, Abide’den Kilitbahir’e yola koyulduk, ama ciddi bir
rüzgar var, Poyraz. Tam karşıdan esiyor,
bisikletle ilerlemek bile inanılmaz zor, bir de Poyraz’a destek oluyorum. En sonunda biryerlerde pes ettim, yeter. Fazla zorlamanın anlamı yok, gidemiyoruz.
Arabaya bindik, ama Poyraz homur homur, “yokuş aşağı
gidecektim.” 2-3 km sonra dayanamadım, indirdik bisikletleri. Bastık yokuş aşağı. Çok zevkli, yolda durduk, kurumuş yılanlar
bulduk, pek eğlendik. Bu turun en keyifli
parkurlarından birisi, hele deniz kenarından gittiğiniz bölümler.
Kilitbahir’e geldik, burada Poyraz “baba, insanlar tamamladı
mı turu” dedi. Belli ki dayanacak gücü
kalmamış miniğimin, “evet oğlum, bırakıyorlar burada” deyince ikna oldu ve
arabaya bindi.
Hafta sonunun kahramanı Poyraz’dı. Sonrasında facebook’da olağanüstü tepkiler
aldık. Derleyebildiklerim aşağıda. Bu yaşta, vucudunda bu kadar az yağ deposu olan bir çocuğun bu performansı şaşırtıcı idi.
Ama becerdi benim oğlum.
Çok gururluyuz, çok.
Neşe pek bir mahzun oldu, zira Poyraz büyük tezahurat
topladı. Ona da kardeşinin başarısı ile
gurur duymasını, seneye kendisninin de bu şekilde başaracağını söyledik. Rahatladı sanki.
2015 Turu
Geçen seneki güzel turdan sonra bu sene de vakit geldi
çattı. Bu sene daha kalabalık bir
katılım güzel olacaktı, o yüzden arkadaşları da organize etmeye çalıştım. Önceleri yaklaşık 10-15 kişiik bir grup
toparlanmışken son dakika satışları ile bir tek çocukluk arkadaşım Yeşim, eşi
Serdar ve iki yaşındaki bebeleri Talya ve Pelin’in ilkokul arkadaşı Selen
ailesi ile birlikte ve Bir de Gezgin
Korsan’dan Soner dostumuz oğlu ile katıldı.
Sabah 06:00 gibi Yeşim’lerle buluştuk, iki araba Eceabat’ın
yolunnu tuttuk.
Bu senenin öncekilerden farkı bisikletleri arabanın üzerinde
taşımamız oldu. Bence daha pratik ve
güvenli.
Talya’mız, turun en minik üyesiydi. Annesinin arkasındaki koltuğunda gayet
keyifli takıldı.
Bu seneki tur da geçen seneki ile aynı parkur.
İlk gün
İkinci gün
Bu sene Neşe de iki tekeri kıvırdığı için üçümüz de
bisikletle katılacağız.
Çekçek yine arkamda ama acil yorulma durumları ve malzeme
taşımak için.
Pelin yine arabada J
Poyraz, geçen seneki performasının tesadüf olmadığını
gösterdi, bu sene daha güçlü ve dayanıklı.
Onunla beraber Neşe de müthiş bir performans gösterip Conkbayırı’na
çıkmayı başardı. İki tane minicik inatçı
tip, arkadan onları seyretmek çok keyifliydi.
Neşe, Conkbayırı’ndan inişte küçük kardeşi Talya ile
birlikte olmak istedi ve Conkbayırı-Eceabat dönüşünü yapmadı, ama dönüş zaten
sürekli yokuş aşağı, zor kısmını halletti.
Poyraz ile Eceabat’a keyifle döndük.
Ertesi gün hiçbirşey yapacak halim kalmadı, o yüzden
katılamadık. Zaten Alçıtepe’deki molanın
iptal edilmesiyle ekibi yakalamamız mümkün olmayacaktı. O yüzden güzel bir kahvaltı yaptık,
Çanakkale’de biraz vakit geçirdik.
Feribotla Eceabat’a geçtik, Serdar ve Yeşim’e Kilitbahir’i gösterdim,
müzeyi gezdik. Tam çıkışta kapanış
töreninin hazırlıklarına denk geldik ve şans eseri madalyalarımızı ve adımıza
yazılmış sertifikaları alma fırsatımız oldu.
Güzel denk geldi.
Bu sene de harika bir deneyimi geride bıraktık.
Seneye Pelin de bisikletle gelecek, zaten arkadan
yorulanları toplayan bir ekip var.
Yorulan onlara yamanır.
























































Hiç yorum yok:
Yorum Gönder